Buradasınız: Ana Sayfa ÜRÜNLER Modiodal Çeşitli Uyku Hastalıkları

Çeşitli Uyku Hastalıkarı

UYKU VE UYANIKLIK TEMEL BİR İHTİYAÇTIR

Uyumak günlük temel ihtiyaçlarımızdan birisidir. Aç ve susuz yaşamak nasıl mümkün değilse, uyumadan da yaşamak mümkün değildir. Tabii uyanık olmamız gereken saatlerde de uykululuk yaşamamız için bu gerekli bir zorunluluktur.

İyi ve sağlıklı yaşamın birinci şartı iyi uyumaktır. Uyuyarak geçirilen 7-8 saatlik süreç boşa geçen zaman değildir. Vücudun ihtiyacı olan zihin ve fiziksel faaliyetler için ve her güne yenilenerek başlamak için bu süreci kaliteli geçirmek gerekir. Ortalama kabul edilen normal uyku süresi 7,5-8 saattir. Ancak bu süre her gün almamız gereken kalori ihtiyacı gibi, yaşa, çalışma tarzımıza ve harcadığımız enerjiye bağlı olarak kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bir bebek için 18 saatlik uyku süresi normal kabul edilirken, 10-12 yaşlarında bunun yarısının altına düşer. Yetişkinler için ortalama 7-8, yaşlılar içinse 6 saatlik uyku yeterli olacaktır. Uyku süresi kadar uykunun kalitesi de çok önemlidir. Kaliteli bir uyku ile geçen gecenin ardından güne daha zinde başlanır ve gün boyu uykululuk çekilmez.
Uyku basit bir süreç değildir. Uyku beynin birçok kısmı tarafından kontrol edilen çeşitli evrelerden oluşan aktif bir süreçtir. Bu evreler gece boyunca tekrar eder ve her evrenin farklı fonksiyonları vardır. Uyku evreleri; uykuya dalış, hafif, derin ve rüya uykusu evrelerinden oluşur. Sağlıklı bir uyku tüm bu evrelerin yeterli sürelerde görülmesi ile sağlanır.

Bilinen onlarca uyku bozukluğu ve hastalık vardır. Uyku bozuklukları yaşam kalitesinin azalmasına ve kişinin sağlığında bozulmaya neden olur. Uyku bozuklukları trafik kazalarına, okul başarısında azalmaya, metabolik bozukluklara, yaşamsal bir çok sistemin bozulmasına ve mesleki kazalara neden olabilmektedir. Bu nedenle önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bazı uyku bozuklukları uykuya dalma veya sürdürme güçlüğüne yol açar. Diğer uyku bozuklukları da gündüz aşırı uykululuğa neden olur. Vücudun biyolojik bir saati vardır. Bu saatin çalışma düzeni ile kişilerin çalışma süreleri uyumsuz olursa o kişilerin günün yanlış zamanında uykulu olmasına neden olur. Bazı uyku bozuklukları yaşamı tehdit edici boyutta sonuçlar doğurabilir.

UYKU VE BEYİN

1950'lerden itibaren araştırmacılar beyin sapının belirli bölgelerinin uyku ve uyanıklık üzerinde rol oynadığını göstermişlerdir. RAS (Retiküler Aktive Edici Sistem) ve orta beyinin uyanıklık; hipotalamus, medulla ve talamusun belirli bölgelerinin de uykuyu idare ettiği bilinmektedir.
Uyku ile ilgili diğer bir beyin bölgesi de hipotalamusun ön bölgesinde yer alan suprakiazmatik nukleus'dur ve uyku düzeninde önemli rol oynar. Suprakiazmatik nukleus uyku - uyanıklık siklusu da dahil birçok sirkadyen ritmi kontrol eder. Son yıllarda beyinin bazı bölgelerinden salgılanan hipokretin/oreksin gibi hormonal salgıların da uyku ve uyanıklık üzerine etkileri olduğugösterilmiştir. Uykuya duyulan ilgi giderek artmakta ve toplum olarak da uyku konusu daha önemsenmeye başlamıştır.

UYKU VE EEG MODELLERİ

Uyku modelleri EEG ile ölçülebilir. Ölçülebilen modeller dalga boyu ile adlandırılır.

Alfa dalgaları: Normal uyanık ama gözleri kapalı kişilerde görülür.
Beta dalgaları: Kişi uyarıldığında veya gözlerini açtığında alfa dalgalarının yerini alır.
Teta dalgaları: Uykunun en hafif halinde görülür.
Delta dalgaları: Derin uykuda gözlenir.

UYKU VE EVRELERİ

1. Evre: Teta dalgaları ile karakterize uykunun en hafif evresi.
2. Evre: 1. evrenin saniyeler veya birkaç dakika sonrası hızlı dalgalar ve diğer nadir modeller.
3. Evre: Delta dalgaları (%50-diğer kısım karışık)
4. Evre: Delta dalgaları (%50 'den fazla)

Bu dört evre nonREM uykusu adını alır.
5. Evre: REM uykusu Rapid Eye Movement (göz kapağının hızlı hareketleri) evresidir ve kuvvetli, canlı rüyalar ve kas paralizisi ile karakterizedir.

UYKU BOZUKLUKLARI

Uyku yakınmalarına göre, uyku bozuklukları dört ana grupta incelenebilir.
1. İnsomnia (uykuya başlama ve devam ettirme güçlüğü),
2. Hipersomnia (artmış uykululuk),
3. Parasomnia (uyku süresince ortaya çıkan anormal davranış ya da fizyolojik olaylar)
4. Sirkadiyen ritim (uykunun zamanlamasındaki bozulma) bozuklukları olarak incelenir.

AŞIRI UYKULULUK NEDİR VE NEDENLERİ NELERDİR?

Aşırı uykululuk günlük yaşamın gereklerini yerine getirmek için uyanıklık durumunun sürekli olarak idame ettirilememesidir. Kişinin uyanık iken durduramadığı ve dayanılmaz uyku atakları olması hastalık belirtisidir. Bu durumun pek çok nedeni vardır. Bunları;
Nörolojik hastalıklar (Narkolepsi-Katapleksi Sendromu, İdiopatik Hipersomni, Miyotonik distrofi vb.)
Sirkadyen ritm bozuklukları (Vardiyalı Meslek Uyku Bozuklukları, Jet-lag vb.)
Uyku bölünmesi (Uyku Apne/Hipopne Sendromu, Huzursuz bacak vb.)
Sistemik hastalıklar (Ateş, Metabolik bozukluklar vb.)
Uyku süre azalması (Sirkadyen ritm bozuklukları, sosyal faktörler vb.)
İlaçlar
Psikiyatrik hastalıklar (Depresyon, Şizofreni) gibi.
Gündüz aşırı uykululuk uygun ya da uygunsuz şartlarda ortaya çıkabilir. Bu kişiler kendilerini yorgun, enerjisiz hissederler, okul veya iş yerinde dikkat gerektiren konularda konsantrasyonu toplamada güçlük çekerler, yavaş hareket ederler, kişilerin mutluluk ve iyilik hissi kaybolmaya başlar. Bütün bu bulguların sonucunda bu kişileri bazı potansiyel sonuçlar beklemektedir. Bunları;
• Kazalar (seyahat, ev, mesleki)
• Duygulanımda bozulmalar, irritabilite
• Mental fleksibilitenin kaybolması
• İş performansında kayıp
• Fiziksel performansta bozulma
• Konsantrasyon ve dikkatte azalma
• Sosyal toplumsal etkileşimde bozulma gibi sıralayabiliriz.

NARKOLEPSİ

Narkolepsi kompleks bir hastalıktır. İlk olarak 1880 yılında tanımlanmış ve 1916 yılında “katapleksi” denilen durumla ilgisi belirlenince “Narkolepsi-Katapleksi Sendromu” olarak adlandırılmıştır.
Narkolepsi hastalığının nedeni tam olarak bilinmemektedir. Son yıllarda “hipokretin” denilen beyinden salgılanan bir hormonun bu hastalarda düşük seviyede olduğu, bu hormonu salgılayan genetik yapının bozuk olduğu belirlenmiştir. Ailesel olgular bildirilmiştir.
Gündüz aşırı uykululuk hali birçok hastalık için ortak bir belirti olsa da, unutulmaması gereken en önemli hastalıklardan bir tanesi “Narkolepsi-Katapleksi Sendromu”dur.
Gündüz aşırı uykululuk Narkolepsi’nin en sık gözlenen semptomudur. Bunun dışında REM uyku kökenli bulgular olarak; katapleksi (bilinç kaybı olmadan kas tonusunun kaybolması), uyku paralizisi ve hipnagojik hallüsinasyon görülebilmektedir. Bunların dışında bu hastalarda bozulmuş gece uykusu da gözlenebilmektedir.
Gün içinde uygunsuz saat ve ortamlarda (araç kullanırken, yemek yerken, toplantıda ve okulda) olan kısa süreli dayanılmaz uyku atakları ve kişinin kendini sürekli uykusuz hissetmesi hastalığın olmazsa olmaz belirtisidir. Uyku atakları, genellikle 1.5 – 2 saat aralıklarla önüne geçilemez bir biçimde ortaya çıkar. Hastalar 5 – 10 dakika kadar uyduktan sonra tümüyle dinlenmiş olarak uyanırlar. Çoğu kez bu kısa uyku sırasında düş gördüklerini söylerler.
“Katapleksi” adı verilen heyecanla (gülme, şaşırma, korkma vb.) ortaya çıkan kısmi veya tam kas gücü kaybıdır (olduğu yere yığılma şeklinde). Birden konuşamaz olabilir, elindeki bir şeyi düşürebilir. Bu durum kısa sürede ortadan kalkar.
“Uyku paralizisi” adı verilen, halk arasında “karabasan” olarak bilinen sabah uykudan uyanıldığı sırada bilinç yerinde olmasına rağmen kısa süreli hiçbir organını felç olmuş gibi hareket ettirememe hastalığın diğer belirtisidir.


Narkolepsi teşhisi zor bir hastalıktır. Narkolepsinin teşhisinde bildik basit bir kan testi, spesifik bir belirti bulunmamaktadır. Katapleksi her ne kadar narkolepsiye has bir belirti olmasına karşın her hastada gözlenmemektedir. En sık gözlenen artmış gündüz uyku hali ise diğer pek çok hastalıkta da (hipotiroidi, hipoglisemi, depresyon, şizofreni gibi) gözlenmektedir. Narkolepsi teşhisinde hastanın kliniği, hastalık hikayesi ve laboratuar testleri önem kazanmaktadır.
Narkolepsi tanısının konulmasında kullanılan testler;
- Multiple Sleep Latency Test (MSLT)
- Nighttime Polysomnography (NPSG)
- Maintenance of Wakefulness Test (MWT)
- Epworth Sleepiness Scale (ESS)'dir.

Multiple sleep latency test narkolepsi tanısının konulmasında altın standartır.
AGUH 'nin primer semptomlarına yönelik bildik farmakolojik tedaviler yetersiz kalmaktadır. Amfetamin benzeri ilaçlar ve diğer Merkezi Sinir Sistemi uyaranları, uyku halini azaltabilirler, fakat bu ilaçların potansiyel istenmeyen etkilerine dikkat etmek gerekmektedir. Bu istenmeyen etkiler sinirlilik hali, anksiyete ve bağımlılık yapmalarıdır. Bunlara ek olarak bu ilaçlara karşı tolerans gelişimi, dozların giderek arttırılmasına sebep olabilmektedir.

İDİOPATİK HİPERSOMNİA

Aşırı uykululuk ve şekerlemelerle karekterizedir. Hastalarad uzun ve derin uyku vardır. Çabuk uykuya dalar ve sabah uyanmada güçlük çeker. Gündüz uykululuk hali görülebilir. Genellikle 20’li yaşlarda başlamakla birlikte her yaşta ortaya çıkabilir. Hastaların geceleri hemen hemen sürekli denebilecek bir biçimde uzun süre uyudukları, sabah dinlenmeden kalktıkları, gündüzleri de farklı sürelerde uyusalar da dinlenemedikleri dikkati çekmektedir. Narkoleptiklerden farklı olarak REM latensi (gecikme süresi) kısa olmayıp, gündüz uykularında da bazan REM dönemine girmektedirler.


Genellikle polisomnografi düzgündür ancak yavaş dalga uykusu biraz artmış olabilir.
İki tip İdiopatik Hipersomnia vardır.
• Uzun uyku süresi ile birlikte olan idiyopatik hipersomnia: Bu hastalarda en az 3 aydır süren gündüz aşırı uykululuk ve 10 saatten uzun gece uykusu vardır.
• Uyku süresinde uzama olmaksızın olan İdiopatik Hipersomnia: Bu hastalarda en az 3 aydır süren gündüz aşırı uykululuk ve 10 saatten kısa ancak 6 saatten uzun gece uykusu vardır.
İdiopatik hipersomnia tanısında;
• Epworth uykululuk Skalası: günlük yaşamın etkilerini ve yorgunluğu değerlendirmek için kullanılmaktadır.
• Polisomnografi: diğer aşırı uykululuğa neden olan uyku bozukluklarının ekarte edilmesi için yapılmaktadır.
• Multiple sleep latency test (MSLT): Polisomnografiden sonraki gün uygulanır. idiyopatik hipersomniası olan hastalar uykuya çabuk dalarlar. Ancak bu narkolepsili hastalardaki kadar çabuk olmaz ve direkt REM uyku peryodu (SOREM) ile olmaz. Bu ayrımın yapılması için kullanılır.

OBSTRÜKTİF UYKU APNE/HİPOPNE SENDROMU (UYKUDA SOLUNUM DURMASI/AZALMASI HASTALIĞI)

Obstrüktif uyku apne/hipopne sendromu, uyku boyunca üst hava yollarının kısmi daralması veya tamamen tıkanmasına bağlı olarak solunum durması sonucu uykunun kesilmesi ile karakterize bir hastalıktır.


Yaşamsal tehlike oluşturan bu hastalığın en önemli belirtisi şiddetli ve sürekli horlamadır. Türkiye’de yapılan araştırmalara göre yetişkinlerin %26’sı horlamaktadır. Başka bir veriye göre de her 100 kişiden en az beşinde uyku apnesi (solunumun durması) görülmektedir.
Aşırı horlaması olan, aşırı kilolu, orta yaş erkeklerde uyku apne sendromunun gelişme riski daha da artmaktadır.
Solunum yolunda geçen hava akımının kesilmesi veya azalması sonucu; kan oksijen düzeyleri azalır, ataklar şeklinde uyanmalar görülür ve fragmente (bölünmüş) uyku görülür. Buna bağlı olarak da hastalar ertesi gün yorgun ve uykulu olurlar. Hastaların horlamaları kısa aralıklarla kesilir ve tekrar gürültülü bir şekilde nefes almaya başlarlar. Bu da uykunun çok kısa aralıklarla bölünmesine neden olur. Öyle ki bu apne ve uyanmalar gece boyunca hastalığın şiddetine bağlı olarak 300-400 kez olabilir. Bu kalitesiz ve bölünmüş uyku hastaların ertesi güne aşırı yorgun ve uykulu başlamalarına ve buna bağlı olarak da uygunsuz yerlerde uyumalarına ve yaşamlarının pek çok alanında (özellikle iş, okul, trafik ve özel hayat) ciddi problemler yaşamalarına neden olabilmektedir. Dolayısı ile kalitesiz uykuları yaşam kalitelerini azaltmaktadır.


Hastalarda gece horlama ve apne dışında; terleme, boğulma/tıkanma hissi ile uyanma, huzursuz uyku, noktüri (gece idrara çıkma), ağız kuruluğu ve gastroözefajial reflü (mide öz suyu ve yemeklerin ağza gelmesi) görülebilmektedir.
Hastalarda gündüz gözlenen belirtileri; sabah yorgun uyanma, başağrısı, ses kısıklığı, tansiyonun yüksekliği, gündüz uykululuk, kognitif (bilişsel) fonksiyonlar, hafızada ve konsantrasyonda bozulma, depresyon, anksiyete, davranış bozuklukları, kişilik değişiklikleri, azalmış cinsel ilgi ya da impotans ve kilo alımı olarak özetleyebiliriz.


Her insan uykunun REM döngüsünde vücut kasları adeta felç olmuş gibi gevşer. Uyku apnesi olan hastalarda üst solunum yolunu oluşturan yapılardaki bu gevşeme daha belirgin olduğu için solunum yolu daralır veya tamamen tıkanır. Bu duruma bazı hastalarda aşırı kilo, ağız ve çene yapısının farklılığı da katkı sağlamaktadır. Tüm bunlara ilave olarak beyinde solunum merkezinin katkısının olup olmadığı araştırma düzeyindedir.
Uyku apne/hipopne sendromu, uyku bozuklukları ile ilgilenen merkezlerde uygulanan polisomnografi kayıtları, çoklu uyku latans testi (MSLT) ve kulak-burun-boğaz muayenesinin yapılması ile teşhis edilebilen bir hastalıktır.


Kendisinde uyku apne/hipopne sendromu olduğunu düşünen veya yatak partneri ya da yakınlarının bu yönde düşüncesi varsa hastanelerin veya bazı merkezlerin uyku bozuklukları ile ilgilenen bölümlerine gitmeleri gerekmektedir.
Uyku apne/hipopne sendromu tedavi edilmez ise potansiyel sonuçları:
• Kardiyovasküler sistem ile ilgili problemler (Hipertansiyon, Koroner arter hastalığı/iskemik kalp hastalığı, Miyokard infarktüsü, Konjestif kalp yetmezliği
• Serebrovasküler bozukluklar (İnme vb.)
• Psikiyatrik problemler (Depresyon, anksiyete vb.)
• Gastrointestinal problemler (Ülser vb.) gelişebilmektedir.


VARDİYALI MESLEK UYKU BOZUKLUĞU

Vardiya saatleri ve sirkadiyen ritimler arasındaki düzensizlikten kaynaklanmaktadır. Aşırı uykululuk veya insomnia nedeni ile hastaların uyku düzeninde bozulmalara neden olur.
Vardiyalı meslek uyku bozukluğu olan hastalarda sosyal, mesleki ve birçok önemli günlük faaliyet alanlarında problemlerle karşılaşılmaktadır.
Hastalarda aşırı uykululuk en belirgin semptomdur. Bunun dışında; insomnia, kısalmış uyku, uyku kalitesinde azalma, azalmış uyanıklık ve bozulmuş algılama yeteneği, azalmış performans, iritabilite ve depresif duygulanım gözlenmektedir.
Vardiyalı meslek uyku bozuklukları tedavi edilmez ise; ülserler, depresyon, uyku ile ilişkili kazalar, işte devamsızlık, iş kazaları, trafik kazaları ve ailesel ve sosyal aktivitelere özlem gibi potansiyel sonuçları vardır.